Risk al, pes etme ve küçük adımlarla büyü!

Risk al, pes etme ve küçük adımlarla büyü!

Bir riskin alınmaya değer olduğunu nasıl anlarsınız? Her fırsat kendi içinde küçük veya büyük riskler taşır. New York’lu restoran işletmecisi Rick Moonen’e göre, bir risk almak için önündeki fırsatın 3 kriteri karşılıyor olması gerekir:   1. İnanç ve prensiplerime uygun mu?   2. Finansal kazanç getirecek mi?   3. Bu kazancı keyifle harcayacak zamanım olacak

Bir riskin alınmaya değer olduğunu nasıl anlarsınız? Her fırsat kendi içinde küçük veya büyük riskler taşır. New York’lu restoran işletmecisi Rick Moonen’e göre, bir risk almak için önündeki fırsatın 3 kriteri karşılıyor olması gerekir:

 

1. İnanç ve prensiplerime uygun mu?

 

2. Finansal kazanç getirecek mi?

 

3. Bu kazancı keyifle harcayacak zamanım olacak mı?

 

30 Saniyede MBA sitesinde videosunun son saniyelerinde ekliyor ‘Tutkuyla yapmayacağım hiçbir işe girmem.’

 

30 Saniyede MBA ‘Fast Company’ dergisinin farklı sektörlerden başarılı girişimcileri ve yöneticilerin 30 saniye içinde bir soruyu yanıtladıkları videolardan oluşuyor. Hergün yeni bir konuk bir soruya cevap veriyor.

 

Facebook’un kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg’e ‘Nasıl inovasyon yapıyorsunuz?’ diye soruyorlar. Zuckerberg ‘herkes inovasyonu harika fikirler üretmek olarak düşünür, aslında hızla hareket etmek ve birçok yeni şeyi denemek inovasyon’ diye cevap veriyor.

 

Çalışanlarınıza, müşterilerinize veya basına nasıl zor durumları açıklarsınız? sorusu, Intel’in Başkan Yardımcısı Sean Maloney’ye ilk işten çıkardığı çalışanıyla konuşmasını hatırlatıyor. Maloney’ye göre, konu ne kadar hassas olursa olsun, söylemesi ne kadar zor olursa olsun, lafı dolandırmadan karşı tarafın da tepkisine hazırlıklı olarak durum çalışana doğrudan söylenmeli.

 

Bu üç videoda öne çıkan anahtar kelimeler ‘risk,’ ‘yeni şeyler denemek,’ ‘zorluklar’ aslında iş hayatının özünü oluşturan kelimeler. Bizler, ister çalışan, ister yönetici, ister işveren olalım hepimiz günlük faaliyetlerimizde hep bu kavramlarla karşılaşıyoruz. İş hayatında varolma sebebimiz riskleri fırsatlara çevirmek, yeni şeyler deneyerek üretmek ve zorlukları aşmak.

 

Başarılı girişimcilerin hayatına baktığınızda hiçbirşey güllük gülistanlık değil. Bazen dibe vurduklarını hissettikleri, bazen gerçekten dibe vurup son bir hamleyle ayağa kalktıkları birçok durum mevcut. Örneğin, çocukluğumuzun ve çocuklarımızın başından ayrılmadığı filmlerin yapımcısı Walt Disney büyük bir film sevgisiyle yola çıkmış. Amatör ruhuyla çektiği ilk filmler için film ekipmanını ödünç almış, evinin garajında film stüdyosu kurmuş. Bu filmleri kimse izlememiş, kimse sırtını sıvazlayıp ‘bu adamda yetenek var’ dememiş. Kısa sürede parası bitmiş, yaşadığı apartman elinden gitmiş. Karnını konserve fasülyelerle doyurmuş günlerce. Ancak, film yapmaktan asla vazgeçmemiş. Walt Disney der ki ‘Eğer birşeyi hayal edebiliyorsanız, yapabilirsiniz.’

 

Lakabı ‘korkunç’muş, ders ortalaması C. Hayatında başarı yok denecek kadar azmış. Üniversiteden atılmış, karısı onu boşamış, babası intihar etmiş. O da aile şirketini devralmış, şirket borç içindeymiş. O ise sadece 24 yaşındaymış. Kimse başaracağına inanmamış. Tüm ihtimaller ona karşı da olsa o vazgeçmemiş. CNN’in kurucusu Ted Turner der ki, ‘Kazananlar pes etmez, pes edenler kazanamaz’.

 

Üniversiteye gitmemiş. Mutlu bir ev hanımıymış. Ama daha fazlasını istemiş. Yemek pişirmesini çok seviyormuş. En sevdiği hobisini işe çevirmek istemiş. Eşi bu fikri saçma bulmuş. Anne babası olmaz bu iş demişler. Başlamak için parası yokmuş. Tek varlığı eski bir Vosvos arabaymış. Kimse ona inanmazken o kendine inanmış. Mrs. Fields kurabiyelerinin sahibi Debbi Fields der ki ‘En büyük başarısızlık denememektir.’

 

Başarı öyküleri bize yoktan var edilebileceğini gösteriyor. Hiçbirşey bir gecede olmuyor ancak kararlı olmak, işini tutkuyla yapmak, zorluklara ve çevre baskısına kulak asmamak hiçbir zaman PES ETMEMEK gerekiyor.

 

Başarılı iş adamlarının, iş kadınlarının deneyimlerinden ders çıkarmak ve ilham almak uzun soluklu bir süreç. Peki ya, siz yarın ne yapabilirsiniz? Hergün küçük adımlar atın. O küçük adımlar sizi ilerde atacağınız büyük adımlara hazırlayacaktır. Evan Carmichael Telus Talks Business’e yazdığı yazısında girişimcilerin en büyük sıkıntılarından birine cevap arıyor:

 

İşlerinizi nasıl büyütebilirsiniz? Her girişimcinin kafasını kurcalayan bu sorunun 3 ana yolu var:

 

1. Daha fazla müşteriye satış yapabilirsiniz.

 

2. Mevcut müşterilerinize daha fazla satış yapabilirsiniz.

 

3. Ortalama satış işlemlerinin hacmini arttırabilirsiniz.

 

İlk yol; daha fazla müşteriye satış yapmak yani yeni müşteriler kazanmak birçok şirketin satış stratejisinin başında gelir. Peki, yeni müşteri kazanmak için neler yapabilirsiniz?

 

• Yeni müşterilere ücretsiz deneme hakkı tanıyın.

 

Potansiyel müşterilerinizi ürününüzü denemeye teşvik etmelisiniz. Nasıl mı? Deneme boyutunda ürününüzü potansiyel müşterilere dağıtmak veya belli bir süre için hizmetinizi ücretsiz kullanma hakkı tanımak müşterilerin ilgisini çekecektir. Onlara risk almadan deneme fırsatı verdiğinizde özellikle bu tür ürün veya hizmetlere ihtiyaç duyan müşteriler size doğru büyük bir adım atacaktır. Geriye iyi bir hizmet vermek ve memnun müşteri adayını sadık bir müşteriye çevirmek kalır.

 

• Medyayı yanınıza alın.

 

Firmanın pazarlama bütçesini büyük harcamalarla reklam vermeye ayırmak yerine sektörünüz, uzmanlık alanınız veya yeni faaliyetlerinizle ilgili makaler yazabilir, basında sesinizi içerik üreterek duyurabilirsiniz. Yazılar müşterilerinizin daha çok aklında kalacak, masrafları minimumda tutarak daha etkili bir şekilde müşterilerinize ulaşabileceksiniz. Birkaç saniyeden az göz ucuyla bakılan reklamlar sadece ticari amaç taşır oysa yazılarla, radyo veya televizyon programlarına katılarak bilgi birikimizi yansıtabilir, markanızı, ürün ve hizmetlerinizi duyurabilirsiniz. Kamuoyunu meşgul eden konularda sektörünüzün bakış açısını dile getirmek için medyaya röportaj verebilirsiniz.  Medya organları her zaman uzman görüşüne yer vermek isteyecektir.

 

• Arama motorlarının optimizasyonunu es geçmeyin.

 

Arama motorlarında doğru anahtar kelimeler kullanarak ön sıraya çıkmak en etkin metodlar arasında sayılmaktadır. Bunun başlıca nedeni satın alım kararını vermeden önce çoğumuzun ilk başvurduğu yerin internet olmasıdır. Google’da ürün ve hizmetlerle ilgili araştırma yapar, alternatifleri özelliklerine ve ihtiyaçlarımıza göre karşılaştırır ve satın alım kararını veririz. Bu nedenle, aramalarda ürün ve hizmetiniz ilk sayfada yer almalıdır. Arka sayfalarda olursanız fiyat-performansınız ne kadar iyi olursa olsun yeni müşteriler sizden haberdar olmayabilir.

 

• Şikayetleri başarı öyküsüne çevirin.

 

Müşteriden gelen bir şikayeti başarı öyküsüne çevirmek mevcut müşterinizle ilişkinizin kalitesini arttırır, markanızı müşterinin benimsemesini sağlar. Bu durum çoğu zaman müşterinizin sizinle ilgili olumlu konuşmasına ve çevresine sizin ürün ve hizmetlerinizi tavsiye etmesine yarar. Örneğin, soğuk bir kış günü kombiniz bozuldu, buz gibi evde üşümemek için arkadaşınıza gittiniz. Twitter’dan bu durumu sosyal medyadaki takipçilerinizle paylaştınız. Sosyal medyada etkin bir stratejiye sahip kombi üreticisi firma bu durumdan haberdar oldu. Size sosyal medyadan ulaşıp sorunu çözeceğini iletti. Hemen o gün gelen teknisyenler kombiyi tamir ettiler ve yanlarında getirdikleri bir kutu kurabiyeyi anlayışınızdan dolayı size teşekkür etmek için verdiler. Arkadaşlarınıza bu hikayeyi anlatmaz mısınız? Peki, bir yakınınız yeni kombi satın alacak olsa ilk aklınıza bu firma gelmez mi?

 

 

 

• Ortaklıklar kurun.

 

Üretimden son kullanıcıya tedarik zincirinde neredesiniz? Tedarik zincirinde ortaklık kurabileceğiniz sizden bir önce veya bir sonra yer alan firmalar hangileri? Bu tür ortaklıklar birebir rekabette olmayan  firmaların yeni müşteri kazanmasını sağlayacaktır. Örneğin, bir otelin yeme-içme organizasyonlarından sorumlu müdürsünüz. Düğün, balo veya kurumsal organizasyonları arttırmak istiyorsunuz. Çalıştığınız organizasyon firmalarıyla yeni müşterileri yönlendirmesi konusunda ortaklık kurmanız size kısa sürede yeni müşteriler kazandıracaktır. Böyle ortaklıklar için karşılıklı anlaşma yapabilir veya getirilen müşteri bazında komisyon usulü çalışabilirsiniz.

 

İkinci yol, mevcut müşterilerin daha fazla ürün satın almasına odaklanmaktır. Müşterilerin alım sıklığını arttırmak için bir üyelik programı geliştirebilirsiniz. Müşterileriniz daha sık alışveriş yaptıkları takdirde belli avantajlar kazanabilirler.

 

Üçüncü yol ise, fast food restoranlarında sıkça yapılan bir uygulamadır. Sattığınız ürünün yanına başka ürünleri ekleyerek müşterinin satın alım tutarını yükseltirsiniz. McDonalds size her siparişinizde menüdeki patates ve kolanın boyutunu küçük bir tutar karşılığında büyütmeyi teklif eder. Satış yaparken sorulacak birkaç soru size ekstra gelir getirir, müşterinin ise daha fazla şeyi uygun fiyata almasını sağlar.

 

 

 

Tüm bu yolları denerken, yeni satış, pazarlama ve iletişim kanallarına açık olun. 2011 sosyal medyayı etkin olarak kullandığınız yıl olsun.  Bir sosyal medya kanalını hakkını vererek kullanmaya başlayın. Örneğin, müşterilerle iletişiminizi twitter’a taşıyın. Facebook’ta sektörünüzün gelişmelerini tartışın veya Linkedin’den yeni müşteri adaylarıyla temasa geçin. Ancak, hergün emailinize baktığınız gibi, twitter hesabınıza girin, kurumunuzun sesini radyo yayını yapar ve dinleyici isteklerini yayınlar gibi duyurun. Facebook’ta sosyalleşin, müşteri ve ortaklarınızla biraraya gelip fikir üretin, müşteri şikayetlerine kulak verin ve hemen problemlere müdahale edin.

 

Masallarda falcıların fanusta geleceği gördükleri gibi, sosyal medyada şirketinizin bugününü görün. Her etkileşimden fırsatlar çıkarmak sizin elinizde. 2011’de başarılar dileriz.

 

 

 

www.datassist.com.tr

Kobiden Haberler
ADMINISTRATOR
PROFILE

Diğer Yazılarımız